Detaylı Ara
Ana Sayfa Hakkımızda Reklam Yazı Koşullarımız İletişim Abonelik-Alışveriş
English
Haberler
Etkinlik ve Fuarlar
Sektörel Fihrist
İnsan Kaynakları
Arşiv
Bu Sayıda
Mart-Nisan 2014

Kullanıcı Adı
Şifre
Şifremi unuttum

E-bültenimizi almak ve avantajlardan yararlanabilmek için sitemize üye olun
Bookmark and Share
Yeni Enerji
Temmuz - Ağustos 2010
Sayı - 17
Makale
Jeotermal Enerji BÖLÜM - II
Jeotermal enerji; yerkabuğunun çeşitli derinliklerinde birikmiş ısının meydana getirdiği, kimyasallar içeren sıcak su, buhar ve gazlardan oluşan jeotermal kaynakların doğrudan veya dolaylı yararlanılmasını kapsamaktadır [22]. Türkiye jeolojik konumu ile genç tektonik kuşakta yer almaktadır ve bu aktif tektonik yapıdan dolayı bir çok jeotermal enerji sahasına sahiptir [23]. Türkiye'nin teorik jeotermal enerji potansiyeli 31500 MWt olarak kabul edilmektedir [6]. Türkiye bu potansiyeli ile dünyada 7. Avrupa da ise 1. konumdadır

Jeotermal enerji; yerkabuğunun çeşitli derinliklerinde birikmiş ısının meydana getirdiği, kimyasallar içeren sıcak su, buhar ve gazlardan oluşan jeotermal kaynakların doğrudan veya dolaylı yararlanılmasını kapsamaktadır [22]. Türkiye jeolojik konumu ile genç tektonik kuşakta yer almaktadır ve bu aktif tektonik yapıdan dolayı bir çok jeotermal enerji sahasına sahiptir [23]. Türkiye'nin teorik jeotermal enerji potansiyeli 31500 MWt olarak kabul edilmektedir [6]. Türkiye bu potansiyeli ile dünyada 7. Avrupa da ise 1. konumdadır [24,25]. Türkiye'de Maden Tetkik ve Arama Kurumu (MTA) tarafından yapılan çalışmalar sonucunda 184 adet sahanın varlığı ortaya çıkarılmıştır. Toplam 192509 m derinliğindeki 446 adet kuyudaki ilk üretim değerlerine göre 3328,13 MWt enerji görünür hale getirilmiştir. Gittikçe yaygınlaşan jeotermal enerji kullanımı uygulamalarıyla 14 adet sahada da  konut ısıtması yapılmaktadır. Şekil 9'da Türkiye jeotermal potansiyelinin bölgelere göre dağılımları gösterilmiştir. Görüldüğü gibi en yüksek potansiyel yaklaşık % 78 ile özellikle tektonik aktivitelerin yoğunlaştığı Ege Bölgesinde bulunmaktadır [24].

 

Şekil 9. Türkiye jeotermal potansiyelinin bölgelere göre dağılımları [26].

Dünyada jeotermal enerji kurulu gücü 2007 yılı verileriyle 10000 MW seviyesinde olup, jeotermal enerjiden elektrik üreten ülkeler arasında, Türkiye zengin potansiyeline rağmen çok gerilerde kalmaktadır. Şekil 10'da, jeotermal enerjiden en çok elektrik üreten ülkeler ile Türkiye'nin durumu birlikte gösterilmiştir [26]. Bununla birlikte 33000 MW'lık elektrik dışı kullanımda jeotermal ısı ve kaplıca uygulamaları açısından Türkiye; Çin, Japonya, ABD ve İzlanda ile birlikte ilk 5 ülke arasında gelmektedir [21].

Şekil 10. Jeotermal enerjiden elektrik üreten ülkelerin kurulu kapasiteleri, 2007 yılı [29].

Türkiye muhtemel jeotermal potansiyeli 2000 MWe elektrik ve 31500 MWt ısıl uygulamalar, açığa çıkarılan potansiyel ise 93 MWe elektrik, 4000 MWt ısıl uygulamalar şeklindedir [27]. Çizelge 4'de Türkiye jeotermal elektrik üretim sahaları ve kurulu güçleri gösterilmiştir. 2009 yılı rakamlarıyla 77 MW işletme halinde, 17 MW ise inşa halinde kurulu güç olduğu görülmektedir [6,27]. Türkiye, jeotermal enerji potansiyelinin tamamını harekete geçirmesi durumunda, entegre kullanımlarla birlikte 1000 MWe, yılda 8 milyar kWsaat elektrik, 500000 konut eşdeğeri ısıtma, 30000 dönüm sera ısıtması ve 400 adet termal tesis yapılabileceği öngörülmektedir [27]. Şekil 11'de Türkiye jeotermal-ısı enerjisinin üretiminin yıllara göre değişimi, Şekil 12'de ise Türkiye Jeotermal-elektrik kurulu gücünün yıllara göre değişimi gösterilmiştir. Görüldüğü gibi hem elektrik üretimi hem de ısıl uygulamalar açısından sürekli bir gelişme olmakla birlikte, Türkiye'nin zengin jeotermal potansiyeli bakımından yapılacakların daha çok olduğu anlaşılmaktadır.

Çizelge 4. Türkiye jeotermal elektrik üretim sahaları ve kurulu güçleri [6,27].

Şekil 11. Türkiye jeotermal-ısı enerjisinin üretiminin yıllara göre değişimi [9].

Şekil 12. Türkiye Jeotermal-elektrik kurulu gücünün yıllara göre değişimi [6].

 

Biyokütle Enerjisi

 

Biyokütle; bitkiler, ağaçlar ve tarım bitkilerinin oluşturduğu bütün organik maddeleri tanımlayan bir terim olarak, fotosentez ile güneş enerjisinin toplandığı ve depolandığı ortamlardır. Biyokütleye örnek olarak, ağaçları, mısır, buğday gibi özel olarak yetiştirilen bitkileri, otları, yosunları, evlerden atılan meyve ve sebze atığı gibi tüm organik çöpleri, hayvan dışkılarını, gübre ve sanayi atıklarını saymak olanaklıdır [28].

Biyokütle enerjisini modern ve klasik olmak üzere iki gruba ayırmak mümkündür. Birinci grup, konvansiyonel ormanlardan elde edilen yakacak odun ve yine yakacak olarak kullanılan bitki ve hayvan atıklarından oluşmaktadır. İkinci grup ise modern biyokütle enerjisi olarak tanımlanmakta, enerji ormancılığı ve orman-ağaç endüstrisi atıkları, tarım kesimindeki bitkisel atıklar, kentsel atıklar ve tarıma dayalı endüstri atıklardan meydana gelmektedir [29].

Türkiye; biyokütle materyal üretimi açısından, güneşlenme ve alan kullanılabilirliği, su kaynakları, iklim koşulları gibi özellikleri uygun olan bir ülkedir. Türkiye'de kültürel yetiştiriciliğe ve gıda üretimi dışında fotosentezle kazanılabilecek enerjiye bağlı olarak biyokütle enerjisi brüt potansiyeli teorik olarak 135-150 milyon TEP/yıl kadar hesaplanmakla birlikte, kayıplar düşüldükten sonra net değerin 90 milyon TEP/yıl olacağı varsayılmaktadır [18]. Ancak, ülkenin tüm yetiştiricilik alanlarının yıl boyu yalnızca biyokütle yakıt üretim amacıyla kullanılması olanaklı değildir. Olabilecek en üst düzeydeki yetiştiriciliğe göre teknik potansiyel 40 milyon TEP/yıl düzeyinde bulunmaktadır. Ekonomik sınırlamalarla 25 milyon TEP/yıl değeri, Türkiye'nin ekonomik biyokütle enerji potansiyeli olarak alınabilmektedir [18]. Türkiye tarımsal atıklar ile ürün atıkları açısından bol kaynaklarına sahiptir. Genel olarak Türkiye biyokütle kaynakları; tarım, orman, hayvan, organik şehir atıkları vb. şeklinde oluşmaktadır. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre toplam biyokütle potansiyeli 8.6 MTEP seviyesinde olup, bunun 6 MTEP kadarı ısınma amaçlı kullanılmakta ve 2009 yılı değerleriyle 63 MW işletme halinde, 24 MW da inşa halinde kurulu güç bulunmaktadır [6]. Türkiye'nin hayvansal atık potansiyeline karşılık gelen üretilebilecek biyogaz miktarı da 1.5-2 MTEP, 2.5 - 4 milyar m3 olduğu değerlendirilmektedir [21]. Toplam biyogaz potansiyelinin % 85' i gübre gazından, kalanı ise katı atık düzenli depolama sahası gazlarından oluşmaktadır [18,28].

Türkiye'de Biyokütle enerjisi daha çok klasik yönteme dayanılarak, ticari olmayan yakıt biçiminde kullanılmaktadır. 2007 yılı verilerine göre Türkiye odun ile hayvan ve bitki artıklarından oluşan klasik biyokütle üretimi 4996 bin TEP değerinde olup, toplam birincil enerji üretimin yaklaşık % 19 kadarını oluşturmaktadır. Biyoyakıt üretimi ise aynı yıl için 11 bin TEP olarak tespit edilmiştir. Şekil 13'de Türkiye odun ile hayvan ve bitki artıkları üretiminin yıllara göre değişimi gösterilmiştir. [4,8,9]. 

Günümüzde biyokütleden çeşitli yöntemlerle, dünyada gittikçe azalan petrol, doğal gaz, kömür gibi fosil kaynaklara alternatif yaratmak amacıyla, biyodizel, biyogaz, etanol, metan, hidrojen üretimi giderek artmaktadır. Bu konuda Türkiye'de de önemli adımlar atılmaktadır.

Kanola, ayçiçeği, soya, aspir gibi yağlı tohum bitkilerinden elde edilen bitkisel yağlardan veya hayvansal yağlardan üretilen yakıt olarak adlandırılan biyodizel kurulu kapasitesi Türkiye?de 1.5 milyon ton mertebesindedir. Türkiye dizel ve fuel-oil tüketimi ise 16 milyon ton seviyesindedir [21]. Şeker pancarı, mısır, buğday ve odunsular gibi şeker, nişasta veya selülöz özlü tarımsal ürünlerin fermantasyonu ile elde edilen ve benzinle belirli oranlarda harmanlanarak kullanılan Türkiye biyoetanol kurulu kapasitesi ise 160 bin tondur. Türkiye benzin tüketimi ise 3 milyon ton civarındadır [30]. Biyogaz ise hayvansal, bitkisel ve şehir-endüstriyel atıkların oksijensiz şartlarda biyolojik parçalanması sonucu oluşan ağırlıklı olarak metan ve karbondioksit gazı şeklinde oluşmaktadır. Türkiye elektrik enerjisi üreten biyogaz kurulu kapasitesi, 4 MW işletme halinde ve 13 MW inşa halinde olmak üzere 17 MW değerindedir [6,30].

Türkiye'nin, ihtiyacının büyük bölümünü ithalatla karşıladığı petrolün giderlerini azaltmak ve kendi yerli kaynaklarını yaratmak açısından biyokütleden alternatif yakıtlar üretmesi ve bu konu üzerine ağırlıklı olarak durması son derece yerinde olacaktır. Bu amaçla ticari olmayan klasik biyokütle enerji üretiminin giderek azaltılması ve çevresel değerler de göz önüne alınarak modern biyokütle enerji üretimine daha fazla önem verilmesi gerekmektedir. Bu alanda yapılacak destekler aynı zamanda Türk çiftçisinin endüstriyel ürünlere yönelerek ürün çeşitliliğiyle güçlenmesini ve ülke ekonomisine ilave katkısını gündeme getirecektir.

 

 

 

Şekil 13.Türkiye odun ile hayvan ve bitki artıkları üretiminin yıllara göre değişimi [4,8,9]. 

 

Kaynaklar

[1] 2005-2006 Türkiye Enerji Raporu, Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi, Aralık 2007, Ankara.

[2] Oğulata R.T, Energy Planning for Turkey, Energy Sources, Vol.26, 323-335, 2004.

[3] Oğulata R.T., Energy Consumption in the Turkish Industrial Sector, International Journal of Green Energy, Vol.2, 273-285, 2005.

[4]  2007 Yılı Genel Enerji Dengesi, www.enerji.gov.tr, Ocak 2010.

[5] Türkiye'de Odunsu Biyokütleden Temiz Enerji Üretimi, Orman Genel Müdürlüğü, Biyoenerji Çalışma Grubu Raporu, 2009.

[6] Türkiye'de Yenilenebilir Enerji, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Elektrik İşleri Genel Müdürlüğü, Haziran 2009, www.cedgm.gov.tr , Ocak 2010.

[7] DSİ Genel Müdürlüğü 2008 Yılı Faaliyet Raporu, Ankara, 2009.

[8] Birincil Enerji Kaynakları Tüketimi, www.enerji.gov.tr, Ocak 2010.

[9] İstatistik Göstergeler 1923-2007, Türkiye İstatistik Kurumu, Ankara, Aralık 2008.

[10] Toprak ve Su Kaynakları, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, www.dsi.gov.tr/topraksu.htm, Ocak 2010.

[11] Acar E., Doğan A., Türkiye'nin Rüzgar ve Hidroelektrik Potansiyeli ve Çevresel Etkilerinin Değerlendirilmesi, VII. Ulusal Temiz Enerji Sempozyumu, UTES-2008, 675-682, İstanbul, 17-19 Aralık 2008.

[12] Oğulata R.T, Oğulata S.N., Solar Energy Potential in Turkey, Energy Sources, Vol.24,1055-1064, 2002.

[13] Türkiye'de Güneş Enerjisi, www.eie.gov.tr, Şubat 2010.

[14] Varınca K.B., Gönüllü M.T., Türkiye'de Güneş Enerjisi Potansiyeli ve Bu Potansiyelin Kullanım Derecesi, Yöntemi ve Yaygınlığı Üzerine Bir Araştırma, I. Ulusal Güneş Enerjisi ve Hidrojen Enerjisi Kongresi UGHEK'2006, 270-275, Eskişehir, 21-23 Haziran 2006.

[15] Renewables  Global Status Report 2009 Update,  REN21 Renewable Energy Policy Network for the  21st Century, 2009.

[16] World Wind Energy Report 2008, World Wind Energy Association, 2009.

[17] Oğulata R.T., Energy Sector and Wind Energy Potential in Turkey, Renewable & Sustainable Energy Reviews, Vol.7, 469-484, 2003.

[18] Akpınar A., Kömürcü M.İ ve Filiz M.H.,  Türkiye'nin Enerji Kaynakları ve Çevre, Sürdürülebilir Kalkınma ve Temiz Enerji Kaynakları, VII. Ulusal Temiz Enerji Sempozyumu, UTES'2008, 12-24, İstanbul, 17-19 Aralık 2008.

[19]  Güler Ö., Dünyada ve Türkiye'de Rüzgar Enerjisi, www.emo.org.tr, Ocak 2010.

[20] Türkiye Elektrik Enerjisi İhtiyacının Karşılanmasında Rüzgar Enerjisinin Yeri-I. Bölüm, www.limitsizenerji.com, Ocak 2010.

[21] Rüzgar Enerjisi, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, www.enerji.gov.tr, Şubat 2010.

[22] Jeotermal Enerji Nedir, www.mta.gov.tr, Ocak 2010.

[23] Türkiye'de Jeotermal, www.jeotermal.web.tr, Ocak 2010.

[24] Türkiye'de Jeotermal Enerji Çalışmaları, www.mta.gov.tr, Ocak 2010.

[25] Ogulata R.T., Potential of Renewable Energies in Turkey, Journal of Energy Engineering ASCE, 63-68, March 2007.

[26] Survey of Energy Resources Interim Update 2009, World Energy Council 2009.

[27] Türkiye'de Jeotermal Enerji, Elektrik İşleri Etüt İdaresi Genel Müdürlüğü, www.eie.gov.tr, Ocak 2010.

[28]  Topal M., Arslan E.I., Biyokütle Enerjisi ve Türkiye, VII. Ulusal Temiz Enerji Sempozyumu, UTES'2008, 241-248, İstanbul, 17-19 Aralık 2008.

[29] Demirtaş M., Gün V., Avrupa ve Türkiye'deki Biyokütle Enerjisi, C.B.Ü. Fen Bilimleri Dergisi, 3.1, 49-56, 2007.

[30] Biyoyakıt, www.enerji.gov.tr, Şubat 2010.
 


Get it on Google Play













© DOĞA SEKTÖREL
YAYIN GRUBU