Detaylı Ara
Ana Sayfa Hakkımızda Reklam Yazı Koşullarımız İletişim Abonelik-Alışveriş
English
Haberler
Etkinlik ve Fuarlar
Sektörel Fihrist
İnsan Kaynakları
Arşiv
Bu Sayıda
Mayıs-Haziran 2014

Kullanıcı Adı
Şifre
Şifremi unuttum

E-bültenimizi almak ve avantajlardan yararlanabilmek için sitemize üye olun
Bookmark and Share
Yenilenebilir Enerji Kanunu Değişikliği "nihayet" tamam!


 

Yenilenebilir Enerji Kanunu Değişikliği "nihayet" tamam!

 

Yenilenebilir Enerji Kanunu'nda değişiklik yapan yasa teklifi TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi. TBMM Enerji Komisyonu eski Başkanı Soner Aksoy ve beş arkadaşının imzasını taşıyan ve iki yıldır gündemde olmasına karşın, içerdiği "alım garantisi" rakamlarının birçok kez revize edilmesi nedeniyle bir türlü yasalaşamayan Kanun Teklifi, Genel Kurul'un 29 Aralık günlü oturumunda kabul edilerek yasalaştı.

Tam adıyla "Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" ile yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretecek tesisler için "Dolar cent" cinsinden belirlenen birim fiyatlar en sonunda şöyle oluştu:

 

"Hidroelektrik üretim tesisi için 7.3 dolar sent,

Rüzgar enerjisine dayalı üretim tesisi için 7.3 dolar sent,

Jeotermal enerjisine dayalı üretim tesisi için 10.5 dolar sent,

Biyokütleye dayalı üretim tesisi için (çöp gazı dahil) 13.3 dolar sent,

Güneş enerjisine dayalı üretim tesisi için 13.3 dolar sent".

 

YEK Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 18 Mayıs 2005 tarihinden 31 Aralık 2015 tarihine kadar işletmeye girmiş ya da girecek YEK destekleme mekanizmasına tabi üretim lisansı sahipleri için bu fiyatlar 10 yıl süreyle uygulanacak. 31 Aralık 2015 tarihinde sonra işletmeye girecek yenilenebilir enerji kaynağı üretim tesisleri için uygulanacak fiyatlar, bu fiyatları geçmeyecek şekilde Bakanlar Kurulunca belirlenecek. Yoğunlaştırılmış güneş enerjisi ile birlikte yenilenebilir olmayan diğer enerji kaynaklarını kullanarak enerji üreten hibrit üretim tesisleri de bu destekleme kapsamında olacak.

Yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı elektrik üretim tesislerinde kullanılan mekanik ve elektro-mekanik aksamın yurt içinde imal edilmiş olması halinde, bu tesislerde üretilecek elektriğin alım fiyatına (işletmeye giriş tarihinden itibaren beş yıl süreyle) tesis tipine göre farkılaşmış miktarlarda YERLİ KATKI ilavesi yapılacak. 0,4 Dolar cent- 2,4 Dolar cent/kWsaat arasında değişen bu ilaveler Kanun'a ekli 2 sayılı Cetvel'de yer alıyor.

 

Yasanın kabulünden sonra kürsüye gelerek Genel Kurul'a seslenen Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, ülkenin kurulu elektrik gücüne YEK değişikliğinin yasalaşmasıyla birlikte 20 bin MW'lık bir ilave yapılabileceğini belirterek, "Bu yatırım hele hele yerli kaynaklardan yapılabiliyorsa, hem sanayi açısından hem de istihdam açısından önemli bir katkı sağlanmış olacaktır" dedi. 

 

YEK Kanunu değişikliğiyle "tüketicinin daima pahalı, üreticinin ise daima ucuz bulduğu" bir hizmet alanının regüle edilmiş olduğunu kaydeden Yıldız, yatırımcının kanunda ifade edilen birim fiyatlarla yatırım yapabilecek bir noktayı mutlaka bulup projesini gerçekleştireceğini söyledi. Bu konuda hiçbir endişeye yer olmadığını belirten Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı, piyasanın bu durumu bir şekilde regüle edeceğini vurgulayarak, geride kalan süreçte yaşananları buna örnek gösterdi: "Bakın, şu ana kadar yaklaşık 550 tanesi su, 93 tanesi de rüzgâr olmak kaydıyla yaklaşık 670 tane yatırımcının hiçbir tanesi bu fiyatlarla (elektriğini) satmadı. Serbest piyasaya bu fiyatların daha üzerinde sattı. O yüzden siz kaygı ve endişeye kapılmayın, '1 Euro cent daha fazla, 1 dolar cent daha fazla versek yatırımcı gelir' demeyin. Yatırımcımız bu fiyatlarla beraber yatırım yapar, iklim müsaittir, siyasi istikrar müsaittir, zemin müsaittir, o açıdan inşallah bütün bu yatırımlar yapılacaktır".

 

YEK Değişiklik Teklifinin yasalaşmasındaki gecikmenin farklı yan etkileri olmuş olabileceğini, ama yatırımcının yatırımdan geri durması şeklinde bir komplikasyon yaşanmadığını söyledi. Kanun teklifinin maddelerinin görüşülmesi sırasında da Bakan Yıldız, "Teklifin son şeklinde yer alan birim fiyatları yeterli bulup bulmadığını" soran bir milletvekiline de, "Bunlar inandığımız rakamlar, yeterli bulmasak inandığımız rakamı vermezdik" dedi. Yıldız şöyle sürdürdü: "Şunu rahatlıkla söyleyebilirim, buradaki bu rakamları 2 katına çıkaralım. Hiçbir şekilde tereddüdünüz olmasın, yatırımcı daha fazla gelecektir. Ama bizi kısıtlayan önemli bir konu var: Tüketicinin daima yüksek, üreticinin daima düşük bulduğu elektrik üretim kaleminden bahsediyoruz. O yüzden bizlerin vatandaşımızı düşünerek bu rakamları, yatırım yapmanın önünde engel teşkil etmeyecek şekilde, ama tüketici vatandaşımıza da çok fazla maliyet oluşmayacak şekilde düzenlememiz lazım. Bu sınır, ikisinin arasındaki hassas nokta, bu dediğimiz rakamları ihtiva etmektedir. Bu (alım garantisi rakamları) aslında serbest piyasanın, özel sektörün şu anda çok müracaat ettiği rakamlar değildir. Şu anda tespit ettiğimiz rakamlar, yalnızca bankacılara karşı, kredi buldukları kurumlara karşı teminat göstermek için sundukları rakamlardır. Piyasada oluşan rakamlar daha yüksek rakamlardır. O yüzden, bizim bunu yüksek vermiş olmamızın bu manada artı bir faydası olmayacağı kanaatindeyim. Ama başvurulması hâlinde kamu ne diyor? 'Ben bu rakamlardan, bu fiyatlardan bu elektriği alacağım' diyor. O yüzden de bizim bunu her zaman bu taahhüdün arkasında duracak şekilde yapabiliyor olmamız lazım".

 

Muhalefetin Eleştirileri

 

YEK Kanunu Değişiklik Teklifi'nin görüşüldüğü 29 Aralık günlü oturumda görüşlerini açıklayan muhalefet milletvekilleri, tartışmaların Komisyon'da oluşturulmuş kanun teklifinden 'çok daha başka bir metin üzerinde' yürütülür noktaya geldiğine dikkat çekerek, bu durumu sert bir dille eleştirdiler. Teklifin daha önceki versiyonlarında "Euro cent" olarak ifade edilen birim fiyatların bu defa "Dolar cent"e çevrilmiş olarak önlerine gelmesi de ayrı bir eleştiri konusu oldu. CHP Uşak milletvekili Osman Coşkunoğlu, birdenbire "Dolar cent"e geçilmiş olmasının altında "rakamın biraz daha yüksek gösterilmesi" düşüncesi olabileceğini söyledi. Coşkunoğlu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'ın bu kanunun oluşumu sürecinde sıkça dile getirdiği 'kaynaklar bazında yüksek birim fiyatlar verilmesi halinde yabancı teknoloji sahiplerinin zengin edilmiş olacağı' değerlendirmesini de şu sözlerle eleştirdi: "Sayın Bakanın âdeta öğrenilmiş bir çaresizlik içerisinde sürekli tekrarlandığı bir ifade beni sık çok üzüyor. O da şudur: 'Bu teknolojileri ithal ederek birilerini zengin edeceğiz. Türkiye'yi teknoloji çöplüğüne çevireceğiz' Bunu en baştan değiştirilemez bir gerçek gibi kabul edip bunun üstüne argümanlar inşa ediliyor. Bu ne kadar yanlış ve ne kadar kabul edilemez bir acziyet ifadesidir. Bu teknolojileri neden Türkiye geliştiremez? Ben 2002'de milletvekili seçilmeden önce ODTÜ'de öğretim üyesiydim. Nasıl öğrenciler yetiştirdiğimizi biliyorum. İnsan kaynağımız var. 'ARGE'ye de dünya kadar para verdik' diye hükûmet sürekli övünüyor. Bu teknolojiler neden Türkiye'de geliştirilmez? Bir strateji içerisinde ele alınamaz? Bunu anlayamadığım gibi, bunu bir veri kabul edip, 'Ne yapalım bizde yok teknoloji!' denilerek değiştirilemez bir varsayım olarak bunu görüp, bunun üstüne bir enerji politikası inşa edilmesini kabul edilemez görüyorum".

 

"Güneş santralleri neden 600 MW ile sınırlanıyor?"

 

YEK Kanunu değişikliğiyle ilgili tartışmalarda "güneş enerjisi" kaynağına yönelik sergilenen yaklaşımı anlamakta zorluk çektiğini de ifade eden CHP Uşak milletvekili Osman Coşkunoğlu şöyle sürdürdü: "Sayın Bakan'ın bazı başka cümleleri daha var. Diyor ki, 'Her tarafı güneş (santrali) yapmamız lazım, diyorlar'. Kimse 'Her tarafı güneş yapmamız lazım' demiyor. Güneş enerjisi bu kadar bol olduğu halde yararlanmayan bir ülkeyiz. Buna dikkat çeken sözlerin ekstrem bir uca çekilip 'Her şeyi güneş enerjisiyle yapalım!' deniliyormuş gibi yanıt verilmesi doğru bir yaklaşım değil. İçerdiği rakamların arkasında somut bir araştırma olmayan bu yasa teklifini görüşüyor olmamızın arkasında açıkçası yavaş yavaş başka nedenler aramaya başlıyorum. Çünkü bakın, Kanun teklifinin 6/C maddesinde (önergeyle getirilen bir değişiklikle), 'güneş enerjisine dayalı üretim santrallerinin kurulu gücü 600 megavatı geçmeyecektir' ibaresi ekleniyor. Böyle bir sınırlama diğer hiçbir kaynakta getirilmezken güneşle ilgili olarak neden getiriliyor? Bu iki tane 600 megavatlık santral kapasitesinin inşası, 1.200 megavatlık 'Al ya da Öde' anlaşması yaptığımız doğalgazda almayıp da ödediğimiz miktara eşittir. Yani, 2008-2009'da almadığımız doğalgaz için ödediğimiz miktar, şimdi güneş enerjisinde kurulu güce eklenmek istenen kapasitenin 2 katı kadar kapasiteyi ülkemize kazandırabilirdi! Benim iddiam şudur. 2012 sonu itibarıyla güneş enerjisi pariteyi yakalayacak, en 2012-2013'te ekonomik olmaya başlayacak. O zaman 'Yahu, güneş pahalı' filan gibi bahaneler de ileri süremeyeceğiz. 600 MW ile sınırlama niyeti buna dayanıyor düşüncesindeyim. Şunu unutmayın: Güneşten kaynaklanan her kilovatsaat elektrik enerjisi, birilerini önlemiş olacaktır. Ve o birileri de lobileri güçlü olan enerji kaynaklarının sahipleridir. Güneş enerjisi şebekeye verildikten sonra enerjisini şebekeye veremeyecek insanları sanki tatmin etmek isteniyor. Bütün bu gerçekler karşısında, baştan beri çok iyi niyetle desteklediğimiz yenilenebilir enerji kaynaklarına ilişkin bu yasanın maalesef arzu edildiği şekilde gelişmediğini söylemek isterim".

 

"Dışa bağımlılık sürecek, ama 'Yerli Katkı Payı' olumlu"

 

MHP Kütahya milletvekili Alim Işık da, YEK Kanunu Değişiklik Teklifi'nde yer alan birim alım fiyatlarının bu şekliyle kalması halinde ülkenin doğal gaz ve petrole bağımlılığının devam edeceğini söyledi. Kanunla birlikte gündeme gelecek olan 'yerli imalat katkı paylarının' ise olumlu bir adım olduğunu belirten Işık, değerlendirmelerini şöyle dile getirdi: "Bunu adı her ne kadar 'teşvik kanunu' olsa da, Genel Kurul'da getirilen değişiklik önergesiyle ortaya konan fiyatlar hiçbir değişikliğin yapılmadığının bir göstergesidir. Zaten şu anda mevcut yasada kilovat saat başına 5,5 Euro cent yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilecek elektrik enerjisinin alım garantisi var. Türkiye'de en büyük potansiyel rüzgârda ve hidrolik enerjide. Eğer bu ülkenin asıl kaynakları olan rüzgâr ve hidroelektrik üretim tesisleri için bu fiyatı değiştirmezseniz zımnen şunu demiş olursunuz: 'Evet, Türkiye'nin doğal gaza ve petrole olan bağımlılığının devamını istiyoruz, onların yolunun açık olmasını diliyoruz' demenin bir başka ifadesidir. Bununla ilgili rakamın teklif metnine 7,3 Dolar cent olarak konmuş olması, değişiklik yapıldığı anlamına gelmiyor. Zaten mevcut yasadaki 5,5 Euro cent çarpı 1,3 dolar kuru, eşittir 7,3 Dolar cent ediyor. Bu rakamları koymayalım o zaman, bunun bir anlamı yok. Bu, şu ana kadar olduğu gibi, Türkiye'nin doğal gaza ve petrole bağımlılığının artarak devamının yolunu açacak bir yeni uygulamadır. Ben rüzgârcıların ve hidroelektrik yatırımcılarının bu teşvikten yararlanacağına çok fazla ihtimal vermiyorum. Ancak yerli imalat katkı payları getirilmiş olması, kanunun olumlu tarafıdır. Burada çalışacak her Türk genci istihdam imkânına kavuşmuş olacaktır. Bu malzemeleri üreten her yerli imalatçımız kilovatsaat enerji üretimi başına ek bir fiyat alacaktır. Bu kanunun olumlu tarafı, ancak alım garantisinin hem on yıla indirilmiş olması, hem de 5,5 Euro cent olarak sabit tutulmuş olması, özellikle hidroelektrikte ve rüzgârda teşvik anlamını taşımaz. Bunun en azından 10 yıla çıkarılmış olması lazım ki, yatırımcılar uluslararası garanti açısından bankalardan kredi bulabilsinler..."

 

Bookmark and Share


Get it on Google Play







© DOĞA SEKTÖREL
YAYIN GRUBU