CDP Türkiye 2017 İklim Değişikliği ve Su Programları Sonuçları Açıklandı

02 Feb 2018

cdp turkiye

Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu tarafından, Garanti Bankası ana sponsorluğunda yürütülen, CDP İklim Değişikliği ve Su Programları’nın 2017 Türkiye sonuçları raporu, 28 Kasım 2017, Salı günü Zorlu PSM’de düzenlenen “Reimagining Disclosure: CDP İklim Konferansı” ile kamuoyu ile paylaşıldı. Etkinlikte CDP Küresel A listesi Liderleri ve CDP Türkiye İklim ve Su Liderleri ödüllendirildi. Törende; İklim ve Su kategorisinde Global A Listesi’ne girmeyi ve tüm dünyada lider 25 şirketten biri olmayı başaran Arçelik, Su kategorisinde Global A listesine girerek tüm dünyada 73 lider şirketten biri olmayı başaran Garanti Bankası’nın yanı sıra; CDP Türkiye İklim ve Su Liderleri kategorisinde Brisa ve Pınar Süt; CDP Türkiye İklim Liderleri kategorisinde Migros ile Zorlu Enerji ve Zorlu Doğal Elektrik Üretimi; CDP Türkiye Su Liderleri kategorisinde Akenerji ödül aldılar.

“Şirketlerimiz dünya standartlarında bir performans gösterdi”

Etkinlikte Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu ve CDP Türkiye Direktörü Melsa Ararat CDP İklim Değişikliği 2017 Sonuçlarını açıkladı. CDP Türkiye Projeler Yöneticisi Mirhan Köroğlu Göğüş de CDP Su Programı 2017 sonuçlarını sundu.

Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu ve CDP Türkiye Direktörü Melsa Ararat, CDP platformunun 8. yılında, Türkiye’nin borsada işlem gören en büyük şirketleri arasında iklim değişikliğine yönelik farkındalık politikaları, stratejileri ve belirlenen hedeflerde bir artış yaşandığını söyledi. İklim değişikliğine yönelik politikalarını açıklayan şirketlerin birçoğunun, 2016 yılından bu yana adım adım çevresel verileri açıklamanın ve şeffaflığın ötesine geçerek dünya standartlarında bir performans gösterdiğini de sözlerine ekledi. Analizlerin Türkiye’de daha fazla şirketin iklim değişikliği ile ilgili konuları üst yönetimlerde ele aldığını ortaya koyduğunu da dile getirdi.

Türkiye’de CDP’ye yanıt veren şirketlerin çevresel verileri açıklamanın ve şeffaflığın ötesine geçmeye başladığını belirten Ararat bu yıl Global A listesi’ne Türkiye’den girmeye hak kazanan Arçelik ve Garanti Bankası’nı kutladı ve şöyle konuştu:“Türkiye’nin en büyük şirketlerinin bu başarısı ne anlama geliyor? Türkiye’de iklim değişikliğine yönelik yeterli hukuki alt yapının olmaması ve Parlamentodan onay bekleyen Paris Anlaşması göz önünde bulundurulduğunda özel sektörün iyi strateji ve uygulamaları gönüllü olarak benimsemesi, kural koyuculara açık bir mesaj gönderiyor: Türkiye’nin en büyük şirketleri, küresel ürün ve finansal piyasalardaki rekabet baskısına karşılık vermeyi öğreniyor. Başarıları da Türkiye’de özel sektörünün iklim değişikliği ve buna ilişkin riskleri yönetme becerileri konusundaki esnekliğini yansıtıyor”.

 “Suya bağımlı sektörler, su kullanımını azaltmak için köklü değişiklikler yapmak zorunda kalacak”

CDP Türkiye Projeler Yöneticisi Mirhan Köroğlu Göğüş bu yıl CDP Su Programı’na yanıt veren şirket oranında yüzde 21 oranında artış yaşandığını belirtti. İklim değişikliğinin, dünya ekosistemini öncelikli olarak su üzerinden etkilediğini ve suyun kıt bir kaynak olduğunu dile getirdi. Türkiye’nin su zengini bir ülke olmadığını vurgulayan Göğüş, kişi başına düşen su miktarı, gerçek su zengini ülkelerin yedide birinden az olduğunu; kötü senaryoya göre, Türkiye'deki su rezervinin 2015'te 112 milyar metreküpten 2100 yılında yaklaşık 50 milyar metreküpe düşeceğini belirtti. Aynı süre içinde toplam su talebinin 43 milyar metreküpten 62 milyara çıkmasının beklendiğini ekledi. Bu nedenle uzak olmayan gelecekte talebin arzı geçeceği ve suya bağımlı sektörlerin su kullanım verimliliği ve yeniden kullanılan su oranını arttıracak köklü değişiklikler yapmak zorunda kalacaklarını belirtti.

Göğüş ayrıca: “CDP'ye Türkiye'den yanıt veren şirketlerin su yönetimi ve su risklerine karşı yükümlülük alma konusundaki taahhütleri umut verici. Şirketlerin iklim değişikliği ve su konusunu bütünleştirilmiş bir şekilde ele alarak, kapsamlı risk yönetimi stratejileri geliştirdikçe su ile ilgili fiziksel, yasal ve itibarla ilişkili negatif etkileri önceden değerlendirebilme ve hatta bu riskleri fırsata çevirebilme şansları olacaktır” dedi.