Biyokütleden enerji üretimi büyüyor

17 Oca 2017

Biyokütleden Enerji Üretimi

Buğra Kılınçer
ExxonMobil Türkiye Endüstriyel Satışlar Müdürü

ExxonMobil’in Enerji Öngörü Raporu’na göre; 2014 ve 2040 yılları arasındaki küresel enerji talebi, nüfus artışı ve ekonomik büyümeye bağlı olarak yüzde 25 artacak. Bu dönem süresince dünya nüfusunda 2 milyarlık artış beklenirken gelişmekte olan ekonomiler de hızla büyümeye devam edecekler. Bununla birlikte enerji verimlilik kazançları ve yenilenebilir enerji kaynakları ve doğalgaz gibi düşük karbon yakıtları kullanımlarındaki artışın küresel ekonominin karbon yoğunluğunu yarıya düşürmesi bekleniyor.
Alternatif kaynaklar arasında öne çıkanlardan biri de tarım atıklarının yanı sıra dal, yaprak, kök, atık ahşap ve ziraat atıklarından dâhi üretilebilen biyokütle. Farklı formlarıyla biyokütle enerjisi; yanma, fermantasyon ve distilasyon veya gazlaşma ile başka enerji türlerine de dönüştürülüyor. Enerji üretiminde ahşap, ekin ve tarımsal atıklar kullanarak atık fazlalığını ve havaya salınan sera gazlarını miktarını azaltmak da mümkün. Hâl böyle olunca ulaşılabilirliği ve çevresel sorunları göz önünde bulundurabilme becerisiyle biyokütle enerjisi, ilgi çekici bir alternatif enerji formu hâline geliyor.

Türkiye ve Avrupa’da biyoenerji

8 bin biyogaz santralinde 26 milyar kWh’lık elektrik üretimi gerçekleştiren ve 41 bin çalışan istihdam eden Almanya, biyogaz üretimiyle Avrupa’daki atıktan enerji pazarında başı çekiyor. İtalya da ülkeye yayılan bin 200 santraliyle önemli bir üretici konumunda. Biyokütle kullanımı hem dışarıdan alınan petrole bağımlılığı azaltabileceği hem de likit ulaşım yakıtları arasında tek yenilenebilir alternatif olduğu için çekici hâle geliyor.
Türkiye de alternatif enerji üretimini desteklemek amacıyla teşvik sunuyor ve yasalar uyguluyor. 2002-2014 yılları arasında biyokütleden üretilen enerji yüzde 22 arttı. 2014 yılında ise keskin bir sıçrama ile yüzde 49’a ulaştı. Bu, Türkiye’nin biyokütleyi alternatif bir enerji kaynağı olarak kullanma ilgisinin arttığını gösteriyor. Ekim 2016’da alınan güncel verilere göre, Türkiye’deki toplam enerji santralleri 2014 yılına göre yüzde 89 oranında artarak 72 adede ulaştı. Üretim kapasitesi ise 2014 yılında 224 MW iken 394,67 MW değerine ulaştı.

Motorlarda biyokütle kullanımında dikkat etmeli

Biyoenerji kullanımı aynı zamanda dikkat edilmesi gereken birkaç önemli noktayı da beraberinde getiriyor. Biyokütle artıklarının kurutulmasının uygulanabilirliği hâlâ önemli bir mesele. Bir diğer mesele ise, biyokütleden üretilen gazda bulunan azot oksit miktarı. Bu oran, gazla çalışan motorlara zarar verip, çatlamış veya parçalanmış pistonlar gibi ciddi hasarlara yol açabilir ve gaz motorunun ömrünü kısaltabilir. Yüksek miktarda metan ya da hidrojen sülfit bulunan gazlar, gaz motoru kullanıcıları için zorluklar çıkarabilir. Metan sera gazlarının toplam etkisini kötüleştirebilir, daha fazla yakıt tüketimine ve işletim maliyetine sebep olabilir. Hidrojen sülfitin su ile karıştığında sülfürik asit ortaya çıkması riski de motor aşınmasının hızlanmasına ve parçaların erken değişmesine sebep olabilir.
Çıkabilecek sorunlar sebebiyle, sağlıklı biyokütle üretiminde gaz motorlarında doğru yağ kullanımı kaçınılmaz hâle geliyor. Orijinal Ekipman Üreticileri (Original Equipment Manufacturers - OEMs), bu gazların sebep olduğu motor aşınmasına dayanabilecek şekilde yataklar, silindir kapağı ve krank mili üretiyor ancak gaz motorundaki kullanılacak yağın da seçiminde dikkatli olunması önemli. Gaz motoru için yağ seçerken göz önünde bulundurulması gereken önemli bir faktör ise yağın Toplam Baz Sayısı (TBN). Daha yüksek toplam baz sayısına sahip yağlar sülfürik asidin aşındırıcı niteliklerini nötralize ederek motorları korumaya yardımcı olur. Sonuç olarak, parça ve ekipman ömrü uzatılabilir ve plansız duruş ve motorun bozulması riski azaltılabilir.
Buna göre, doğru standartlara formüle edilmiş yağlar, katı atık ve biyokütle gazını kullanan gaz motorlarında üstün performans sunabilir. Üstün performanslı yağların gaz motorlarının ömrünü ve performansını arttırdığı da gözlemlenmiştir.

Geliştirilmiş motor yağı, biyokütle kullanan enerji operatörlerinde verimliliği artırıyor

ExxonMobil’in en yeni gaz motor yağı Mobil Pegasus™ 605 Ultra 40, biyokütle ve katı atık gazı ile çalışan gaz motorlarının performansını optimize etmek amacıyla özel olarak tasarlandı. İçeriğinde hidrojen sülfit, halojenler veya siloksan gibi kirleticilerin bulunduğu katı atık gazı ile çalışan orta ve yüksek devirli, dört zamanlı motorların yağlanması için geliştirildi.

•          Olağanüstü oksidasyon dayanımı, nitrasyon direnci ve termal kararlılığı yağ ömrünü uzatarak motorun temiz kalmasına, filtre maliyetlerinin düşmesine, birikinti oluşumunun azalmasına yardımcı olur.

•          Çok iyi aşınma önleme özellikleri sayesinde ağır yüklü gaz motorlarının parçalarının daha az yıpranmasına,  silindir gömleklerinde meydana gelen çizilmelerin azalmasına ve çatlamalara karşı önlem alınmasına yardımcı olur.

•          Benzersiz deterjan-dispersan sistemi silindir kapaklarını ve supap aksamını koruyarak gaz motorlarının temiz kalmasına, filtre ömrünün uzamasına yardımcı olur.

Optimize edilmiş TBN ve rezerv alkalinite özellikleri gaz motorlarında supap oturma yüzeylerini korumaya yardımcı olur, buji performansını arttırır ve vuruntuya bağlı güç kayıplarının önüne geçer.