Asunim Türkiye Yönetici Ortağı Umut Gürbüz: “Asunim olarak lisanslı projeler için en büyük adayız”

25 Eyl 2018

umut gürbüz

Lisanslı güneş enerjisi pazarında yüzde 40, çatı pazarında ise yüzde 15 azar payına sahip olan Asunim Türkiye, geçtiğimiz günlerde Hamal GES’i de devreye alarak 190 MW kurulu güce ulaştı. Bu kapsamda Asunim Türkiye Yönetici Ortağı Umut Gürbüz ile firmanın pazardaki konumunu ve gelecek dönem hedeflerini konuştuk.

Asunim’in Türkiye pazarındaki konumu nedir?

Globalde 122, Türkiye’de ise 60 kişilik bir ekibe sahip bir çok uluslu şirketler grubu olarak Türkiye fotovoltaik güneş enerjisi sektöründe lider konumdayız. Lisanslı GES ve çatı GES alanında ise, bu liderliğimiz açık ara olmaktadır. Türkiye’de kurulumu tamamlanan toplam 10 adet lisanslı GES’in 4’ünün kurulumu bizlere ait, bu da lisanslı GES pazar payımızın yüzde 40’larda olduğunu gösteriyor. Yine çatı pazarında, ülkemizde yaklaşık 200 MW’lık çatı üzeri kurulum olduğunu varsayarsak, Asunim olarak yaklaşık yüzde 15’lik bir pazar payına sahip olduğumuzu söyleyebilirim. Bu performans bizleri çatı pazarında da lider konumda tutmaktadır. 2018 yılı itibariyle Asunim Grup olarak, dünyanın çeşitli ülkelerinde kurulumunu ve tedarikini tamamladığımız GES büyüklüğü 970 MW’lar mertebesindeyken, Türkiye’de ulaştığımız kurulu güç toplamımız 190 MW’lar düzeyini bulmaktadır.

Lisanslı güneş enerjisi sistemlerinde önde gelen bir kuruluşsunuz. Bu başarının sebepleri ve Asunim’i öne çıkaran özellikler nelerdir?

Sizlerin de bildiği üzere, lisanslı GES yatırımları alışılmışın dışında çok daha kurumsal ve büyük ölçekteki yatırımcı grupları tarafından gerçekleştirilmekte. Lisanslı projeler; tasarımdan kuruluma, finanstan, ISG ve çevre kriterlerine kadar çok farklı yönleri olan ve her EPC şirketinin altından kalkamayacağı detaylara haiz projeler olarak karşımıza çıkıyor.  Asunim yalnızca Türkiye’nin değil, dünyanın da en eski güneş enerjisi müteahitlik şirketlerinden birisi durumunda. 2004 yılında başlayan serüvenimizi dünyanın 7 farklı ülkesindeki ofislerimiz ile 20’nin üzerinde ülkeye tedarik ve hizmet olarak taşıdık. Yüzlerce kriterin ve onlarca uluslararası danışmanın yer aldığı EBRD ve IFC projelerini başarıyla tamamladık. Dünya standartlarında santraller inşa ettik, enerji sektöründe yer alan hemen hemen tüm denetim ve danışmanlık şirketi ile beraber aynı projelerde yer aldık.

Tüm projelerimizde; tasarımdan kuruluma, devreye almadan, bakım onarıma kadar uluslararası mühendislik birimimiz birebir yer almakta ve tüm süreci bünyemizde takip etmekteyiz.

Asunim bünyesinde bulunan Maxima Enerji isimli şirketimiz ile kurulum ve bakım onarım süreçlerini tamamen birbirinden ayırıp, hem kurulumunu tamamladığımız sistemlere hem de bakım onarım hizmetine ihtiyaç duyan yatırımcılara bakım onarım hizmetlerini sağlıyoruz.

Sahip olduğumuz finansal gücü ve tecrübeyi yukarıda detaylandırdığım idari ve teknik kabiliyetimizle birleştirdiğimizde, Asunim olarak lisanslı projeler için en büyük aday haline geldiğimizi düşünüyorum.

Türkiye’nin ilk lisanslı GES projesini  hayata geçirerek başladığınız süreçte kısa bir zaman önce Hamal GES’i devreye aldınız. Bu projenin özelliklerinden bahsedebilir misiniz?

Yaklaşık 200 bin metrekare alan üzerinde hayata geçen projenin, tüm projelendirme ve mühendislik hizmetleri; Asunim’in Avrupa’daki mühendislik departmanı tarafından, en güncel teknikler ve Asunim’e özel yazılımlar kullanılarak yapıldı. Ocak ayında başladığımız projede zorlu geçen kış mevsiminde mobilizasyon sürecini başarı ile tamamladık. Saha zemini kayalık yapıda olmasından dolayı sert zeminde delgi ve kazı çalışmalarını gerçekleştirdik. Tüm zorlu doğa şartlarına rağmen diğer projelerimiz gibi bu projede de piyasadaki en kaliteli ürünlerle, en iyi mühendislik ve bakım hizmetleri sunarak, Avrupa standartlarına uygun, başarılı olarak projeyi bitirmiş olmaktan gurur duyuyoruz. Bir kez daha yatırımcımıza Türkiye’nin dördüncü, lisanlı GES projesinde bizlere güvendiği için teşekkürü bir borç biliyoruz. Yıllık 17,1 milyon elektrik üretimi yapacak olan proje 5976,52 Ton CO2 emisyonunu önleyecek. Projenin bakım onarım faaliyetleri Asunim’in iştirak firması olan Maxima Enerji tarafından yürütülecektir.

Çatı pazarı konusundaki görüşleriniz nelerdir, Türkiye bu konuda ne durumda?

Türkiye’de kurulan tüm çatı üzeri GES’lerin yüzde 15’inde Asunim imzası bulunuyor. Öyle ki daha önce bizi tercih eden yatırımcılarımız ikinci projelerinde de bizlerle bir kez daha bizi tercih ediyorlar. Referanslarımız arasında Türkiye’nin önde gelen sanayi şirketlerinin yanı sıra dünyanın en büyük beşinci çatı üzeri GES’i, Türkiye’nin en büyük meyve entegre tesisi gibi projeler yer alıyor.

Türkiye’nin çatı üzeri GES alanındaki konumuna değinecek olursak; Türkiye’nin arazi olarak nüfusa göre çok zengin bir bölge olmadığını söyleyebiliriz. Enerji konusunda dışa bağımlılığımızın bitmesi için çatıların doğru şekilde değerlendirilmesi gerekiyor. Ülkemizin sanayi gücünü göz önünde bulundurduğumuzda çatı üzeri GES ve öztüketime dayalı sistemler konusunda Avrupa’ya kıyasla son derece gerideyiz.

Ülkemiz sanayisinin daha rekabetçi hale gelmesi için, sanayicinin enerji maliyetlerini düşürmesi önemli bir rol oynuyor, bunun da yolu, çatı üzeri GES’lerin yaygınlaşmasından geçiyor. Sanayicimizde; elektrik fiyatlarına gelen son zamlardan sonra, kendi elektriklerini üretmek konusunda ciddi bir irade mevcut. Çatı üzeri GES’ler gün itibariyle kendilerini 8 yıla yakın bir sürede amorte ediyor.

Bu yatırımların yaygınlaşmasında karşımıza çıkan en büyük problem ise güncel faiz oranlarının yüksek olması. Nasıl konut ve otomotiv sektörüne özel faiz oranları uygulanıyor ise, sanayicimizin daha rekabetçi bir konuma gelmesi ve ülkemiz ihracatının artması için öztüketim modeline de devlet destekli özel kredi olanaklarının tanınması bu yatırımları yaygınlaştıracaktır.

Türkiye’nin son günlerde yaşadığı ekonomik koşullarına ilişkin düşünceleriniz nelerdir? Bu süreç sektörü ve sizi nasıl etkiledi?

Öncelikle ülkemizin bu olumsuz ekonomik koşullardan güçlenerek çıkacağına şüphemiz yok. Son senelerdeki yenilenebilir enerji, özellikle güneş enerjisi atılımı ile kısa süre sonra cari açıktaki düşüşü hep beraber göreceğiz. İç tüketim ve ithalattaki azalmaya karşın, ihracattaki büyümenin bütçeye olumlu yansımalarını da göreceğiz.

Sürecin sektöre etkisine gelirsek, her sektör gibi güneş enerjisi sektörü de bu süreçten olumsuz etkilendi. Aslında bu olumsuz ekonomik ortam; güneş enerjisi komponentlerindeki fiyat düşüşleri ve elektrik fiyatlarındaki artışlar ile GES sektörü için bir fırsat haline gelebilirdi fakat kredi olanaklarının zorlaştırılması ve döviz krediye erişimin kısıtlanması, bu krizi fırsata çevirmemizi engelledi. Daha önce de belirttiğim gibi, kredi olanaklarındaki iyileştirme ve krediye erişim sektörün önündeki en büyük 2 engel olarak karşımıza çıkmaktadır.

Önümüzdeki döneme ilişkin üzerinde çalıştığınız başka projeleriniz var mı?

2018 eylül ayına kadar 36 MW’lık bir kurulum gerçekleştirdik ve bu seneyi 40 MW’ın üzerinde kapatmayı hedefliyoruz. 2019 senesinde ise yine 40-60 MW arası hedeflediğimiz bir kurulum mevcut. Bu hedefimizin büyük bir kısmı da hali hazırda finansmanı onaylanmış ve kesinleşmiş projeler oluşturuyor.

Türkiye’nin yanında Mısır ve Dubai’deki şirketlerimiz ile de yoğun faaliyetlerde bulunuyoruz. Ortadoğu bölgesinde 100 MW’ın üzerinde bir proje potföyümüz bulunmakta ve bu projeleri 2019-2020 senelerinde hayata geçirmeyi planlıyoruz.

Önümüzdeki sürece ilişkin hedefleriniz ve ulaşmayı istediğiniz nokta nedir?

Asunim olarak, her bireyin ve işletmenin enerjide bağımsız olması gerektiğine inanıyor ve bu bağlamda; hem teknoloji hem de proje geliştiren bir şirket olarak varlığımızı sürdürüyoruz.

Dünya nüfusu arttıkça ve teknoloji gelişim kaydettikçe, elektrik enerjisine olan ihtiyaç gün be gün artacaktır. Bu talebe en hızlı, fizıbıl ve efektif cevabı da dünyanın en ucuz ve demokratik elektrik üretim biçimi olan güneş enerjisinin vereceğine inanıyoruz.

Bu anlayış içerisinde, 10’dan fazla dil konuşulan ve hali hazırda 20’yi aşkın ülkeye servis sağlamış bir şirket olarak; sahip olduğumuz hizmet kalitesini, güneş enerjisine ihtiyaç duyan, teknik, ekonomik ve kanuni altyapısı uygun olan dünyanın herhangi bir ülkesine kolaylıkla götürme noktasına ulaşmak istiyoruz. Bu noktada ciddi yol katettik ve önümüzdeki yıllarda bunun gerçekleştiğini göreceğiz.